Kabakulak: belirtileri,tedavisi ,tanısı ,kaba kulak hastalığı

KABAKULAK HAKKINDA ÖN BİLGİ VE KABAKULAK NEDENİ

kabakulak Kabakulak: belirtileri,tedavisi ,tanısı ,kaba kulak hastalığıMikropların, tükürük bezlerinde enfeksiyona neden olması ve orada büyümeye sebep olması ile meydana gelen bulaşıcı hastalıktır kabakulak. Kulağın alt kısmında şişmeler oluştuğundan kabakulak adı verilemktedir. Çocukluk çağlarında görülmektedir, ama bu hastalığı geçirmemiş olanlarda yetişkinlik zamanında da görülebilmektedir.

Kabakulak, bahar ve kış mevsimlerinde daha fazla görülmektedir. Hastaların öksürmesi, hapşurması veya öpüşmeleri esnasında bu virüsler damlacıklarla birlikte havaya karışır. Böyle ortamda bulunan insanlar da nefes alıp verirken, solunum yoluyla bu mikrobu alırlar.Bu şekilde rahatsızlık insandan insana bulaşmış olur.

Kabakulak Hastalığının belirtileri, mikrobun bedene girmesinin ardından yaklaşık olarak üç hafta da meydana çıkar. Bu hastalığa bir defa yakalandıktan sonra vücud bağışıklık kazanmaktadır.

KABAKULAĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

1) Çene arka alt kısmında şişlik meydana gelir. İlk önce bir tarafta olurken ardından diğer taraftada meydana gelir.
2)Boğazda ve Tükürük bezlerinde ağrılar oluşur.
3) Ağzı açıp kapatır iken, yiyip içme esnasında ağrı hissedilir.
4) Ateş ve baş ağrısı MEYDANA GELİR.
5) Halsizlik ve yorgunluk baş gösterir.
6) Yumurtalıklarda iltihaplanma meydana gelir ise, hastanın karnı ağrır.
7) İştahsızlık görülür.
8 ) Hastalık şiddetli geçirilecek olur ise ve iltihap yayılmış ise boyun tutulması gerçekleşebilir.
9) Bulantı ve kusma buna eşlik edebilir.

KABAKULAK HANGİ RAHATSIZLIKLARA YOL AÇAR?

Kabakulak hastalığına sebep olan mikrop, kana bulaştıüında yayılır ve farklı organlara da bulaşır ve iltihaplanmaya sebep olur. Beyin zarına ulaşırsa menenjit hastalığına neden olabilir. Bu taktirde baş ağrısı şiddetli hale gelir ve hasta kusar. Ense sertliği meydana gelir. Mutlak suretle doktora başvurmak gerekir.

Yalnızca beyin değil, diğer yerlerde de iltihab görülebilmektedir. Böbrek, pankreas, sinirler iltihap kapabilmektedir.Yumurtalıkların iltihablanması ile birlikte kısırlık görülebilir. Rahatsızlığın şiddetli geçiriliyor olmasında ve yayılmasının ardından sağırlık görülebilir. Kabakulak, hamileliğin erken zamanlarında meydana çıkarsa düşük gelişebilir. Gözyaşında ki bezler şişer ise, görme bozuklukları meydana gelebilir.

NASIL ANLAŞILIR?

Bu hastalığın adını koymak kolaydır. Hastanın hekime verdiği bilgiler ve fizik muayenenin ardından tanı konabilmektedir. Kabakulak geçiren birisiyle yakın temasa geçme, tanı konmasına yardım olmaktadır. Tükürük bezlerinde şişme meydana gelmesi de aynı şekilde kabakulak belirtisidir.Kandaki antikor seviyesinin artmış olması kabakulak belirtileri arasında en yaygın ve en kesin tanı olarak belirir.Fakat buna her zaman hekimler gerek duymamaktadırlar.

KABAKULAK TEDAVİSİ

Kabakulak tedavisi belirli bir yöntemle yapılmamaktadır. Tedavi evde yapılır. Hastalık belirtiler meydana geldikten yaklaşık 2 hafta ardından iyileşmeye yönelmektedir. Genellikle kullanılan ilaçlar kabakulak hastalığının belirtilerini yok etmeye yöneliktir. Baş ağrısı için ağrı kesici kullanılır, ateşi düşürmek için ise ateş düşürücüler.

Hastanın yumuşak besinler alması tavsiye edilmektedir.Bunlar ağrıyı azaltır. Asitli gıdalar tüketilmemelidir. Çünkü tükürük salgısını artırmaktadır asitli içecekler. Bol bol su tüketilmelidir. C vitamini bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlamaktadır.

Su

Su doğamızda oldukça yaygındır. Canlı organizmalarının % 65-84′ünü oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra kilosu fazla olan kişilerde su oranı az, zayıf kişilerde ise çokça bulunmaktadır.

Vücuttaki su iki farklı bölüme dağılmış olarak göze çarpmaktadır.
1-Hücre içi su yu yani intrasellüler sıvı; vücutta bulunan su kitlesinin % 70′ini ve vücut toplam ağırlığının % 45′ını oluşturmaktadır.
2- Hücre dışı su yu yani ekstrasellüler sıvı;
a) Damar içi su yu yani intravasküler sıvı. Vücud su kitlesinin % 12′sini ve vücut ağırlığının % 4′ünü oluşturur.
b) Hücre arası su yani interstisiyel sıvı. Hücre arasındaki boşlukları doldurmakla görevli olan sıvıdır, vücut su kitlesinin % 21’ini, vücut ağırlığının ise % 17’sini oluşturmaktadır.

Vücutta bu derece yoğun vaziyette bulunan su,yaşam için oldukça gereklidir, mesela bir insan besin tüketmeden haftalar boyu yaşayabilmesine rağmen susuz olarak ancak bir kaç gün yaşayabilmektedir. İnsan, vücudundaki yağ ve karbonhidrat’ın tamamını, proteinin yarısını, vücuttaki suyun ise ortalama olarak % 10 kadarını yitirdiğinde yaşamı tehlikeye girmektedir. Vücut suyunun % 20 kadarının yitirilmesi ise hayatın son bulmasına yol açmaktadır. Su besin maddelerinin emiliminde ve hücrelere naklinde, vücutta bulunan metabolizma artıklarının akciğerlere, böbreklere ve karaciğere nakledilip buradan atılmalarında, vücut ısısının düzene sokulmasında, vücud için gerekli olan oldukça çok maddenin taşınmasında önemi büyüktür.
okumaya devam et.. »

Yorum: 0 » etiket:

Zona Hastalığı

zona hastaligi Zona HastalığıZona toplumumuzda “gece yanığı” ismiyle tanınan,sinirlerin ucunda meydana gelen iltihaptır.Zona hastalığına,genellikle küçük yaşlarda görülen ve solunum aracılığıyla bulaşan bir rahatsızlık olan suçiçeği virüsleri neden olmaktadır.

Su Çiçeği hastalığı geçtikten sonra,bu hastalığa neden olan virüsler vücudu terketmemektedir aksine sinir uçlarına yerleşip orada sinsice kalır.Çoğu kişi hastalık geçtikten sonra bu virüsün hala vücutta uyku halinde kaldığının farkında olmamaktadır.Zamanla geçer ve ,bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir anda burada yerleşmiş olan virüsler harekete geçer.Zona Hastalığı,bulunduğu bölgede üremeye başlar ve ağrılı seyreden bir biçimde,deri döküntüleriyle kendini gösterir.

Bu sebepten dolayı her ihtinaller göz önünde burundurularak bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerekmektedir.Bu bazen elde olmayan sebeple olabilir ki bir takım hastalıkla vücudun direncini yok eder.Kanser hastalığı,birtakım ilaçlar,stres,dengesiz beslenme,yeterinde uyumama,birtakım enfeksiyonlar vücut direncinin düşmanlarıdır.Zona Hastalığının belli bir geçirilme yaşı bulunmamaktadır.Yaşamın her evresinde görülebilir.Ağrı ve deri döküntüsü ile kendini göstermektedir.Bu semptomlar sinirin bulunduğu bölgede görülür.

Zona Hastalığı vücudun her uzvunda görülebilmektedir.Belli başlı bir bölgesi olmamakla birlikte bazen kafa derisi,bacaklar,kollar,gövde de görülebilmektedir.Ağrılı ve deri döküntülü semptomlar bedenin sol veya sağ olmakla birlikte tek yarısında bir kuşak gibi seyreder.Ağrılar genellikle uyuşma,bıçak saplanması gibi algılamaktadırlar.İlk önce ağrı seyretmeye başlar,sonra ciltte kızarıklık ve su toplaması baş gösterir.Birkaç hafta içerisinde kurumaya yüz tutar ve kabuk bağlayarak onarılır.Fakat ağrı yine kendini belli etmektedir.

Zona Hastalığının tedavisinde genellikle dinlenme önerilmektedir.Deride meydana gelen döküntülerin önlenmesi için,ıslak pansuman ve kurutucu kremler kullanılabilir.Bahsi geçen virüsün ilerlemesini engelleyen birtakım ilaçlar,ağrı kesiciler ve vitaminler tedavi aşamasında kullanılmaktadır.

Cep telefonlarında mikrop var

Günlük hayatta kullanığımız çoğu eşyaları temizler,mikropların kırılması için gereken tüm önlemleri alırız.Fakat çoğumuzun gözden kaçırdığı,mikrop yayan bir eşyamız daha var;cep telefonları.Telefonların üzerinde türeyen zararlı bakteriler,ağız ve burun gibi mikropların vücuda sızabileceği yollar olan organlara yaklaştırıldığında,buralarda enfeksiyonlara sebep olmakta.

Cep telefonları devamlı temas halinde olduğumuzdan zamanla mikroorganizma fabrikaları haline gelmektedir.Mikroorganizmalar bir yerden bir yere taşınıyor,dolayısıyla dışarıdan alınan mikroplar cep telefonlarına bulaşıyor.Bildiğiniz üzere cep telefonları ısınmaktadır,bu sayede mikroorganizmaların üremesi için gerekli ortam hazırlanır.Çünkü mikroplar sıcağa bayılır.Ve konuşmak için kulağımıza götürdüğümüzde ağız,kulak,burun gibi özellikle mukoza olan hassas bölgelerde enfeksiyona neden olmaktadır.

Açık yaralarınız,sivilceleriniz varsa özellikle dikkat etmelisiniz ki,enfekte olmasın.

Cep telefonlarındaki bu mikrobik alarmmı göz ardı etmeyin.Hiçbir insanın elleri steril değildir.Mümkün olduğunca hergün düzenli olarak cep telefonlarınızı dezenfekte etmeniz önerilmektedir.Bu nedenle cep telefonları için geliştirilmiş temizleyici mendiller yada tahriş etmeyen ıslak mendiller kullanılabilir.

Yorum: 0 »

Doğum kontrol hapının zararları

Öncelikle şu durum bilinmelidir ki doğum kontrol haplarını,Dünya üzerinde 500 milyonun üzerinde kadın kullanmaktadır.Toplumda doğum kontrol hapının zararları konusunda bir soru işareti olmuştur her zaman,olmayada devam edecek gibi görünüyor.Peki gerçekteden de zararlı mı?

Uzmanlara göre,bu haplar,kalp ve damar sistemini olumsuz yönde etkiliyor.Bunun sonucu olarak da hipertansiyon tarzında hastalıklara sebep oluyor.Bileşiminde bulunan sentetik progesteronlar damar daralmasına neden olabiliyor.Toplar damarlarda pıhtılaşmaya sebep olabiliyor.

Yan etkilerinden en az şekilde kurtulabilmek için kullanmaya başlamadan kendinize sormanız gereken bir takım sorularda mevcut.Varis hastalığı taşıyor musunuz? Sigara yada alkol kullanıyor muusunuz? Daha önce damarlarla ilgili herhangi bir problem yaşadınız mı?

Doğum kontrol hapları bunlarla da kalmayarak memede varolan miyomları da tetiklemektedir.Bonibon yutar gibi doğum kontrol hapı kullanmayın.Hikayenizi bi uzmana danışın ve onun öngörüleri doğrultusundoğum kontrol hapını kullanın.

Son olarak ve özetlemek gerekirse; kanda pıhtılaşma sorunu olan,meme kanseri,karaciğer  ve kalp rahatsızlıkları olan ,sigara içen,migreni olan,tansiyon rahatsızlığına sahip olan ,şeker hastaları yada geçmişte bu rahatsızlıkları yaşamış olanların doğum kontrol hapını kullanmaları önerilmemektedir.

Doğum Kontrolü

dogum kontrol Doğum Kontrolüİnsanlar bilinçlendikçe doğum kontrolünün önemini idrak etmeye başladılar.Nizami bir şekilde nüfusun kontrol altına alınması ve bu sayede aile planlamasının sağlanması açısından önem arzeden doğum kontrolü hem kadın hemde erkek tarafından uygulanabilmektedir.Geçici olarak yada kalıcı olarak hamile kalma olasılığını yok etmek yada bu olasılığı minimuma indirmek amacıyla çeşitli doğum kontrol yöntemleri geliştirilmiştir.Kürtaj yaptırmak gebeliğe son vermek,doğum kontrolü ise hamileliği önlemektir.

Doğumun kontrol altına alınması devletlerin izlediği bir politikadır.Amaç,yukarıda belirtildiği gibi aile planlamasını kontrol altına almaktır.Fakat bazı dini inanışlar yada etnik grupların fikirleri doğum kontrolünün yanlış olduğunu savunmaktadır.

Kimi çevreler prezervatif ya da doğum kontrol hapı kullanımının yanlış olduğunu,en doğal yöntemin (geri çekilme gibi) kullanılmasını öngörmektedir.

Doğum kontrol metodları

Doğum kontrolünde kullanılan metodlar kendi aralarında hormonal ve fiziksel metodlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Fiziksel Metodlar; Bariyer yöntemi olarak bilirinir.Kadın üreme organına,spermin iletilmesini engelleyecek bir araç kullanılır.Bunun toplumlardaki en yaygın örneği prezervatiftir.Prezervatif türk tolumunda genellikle erkekler tarafından kullanılan bir araç olarak görülsede kadınların kullanması için geliştirilen prezervatiflerde mevcuttur.Bu yöntem en güvenli yöntem olarak kabul edilmektedir.Prezervatif poliüretan adı verilen bir maddeden üretilmektedir.

Hormonal Metodlar; Yine prezervatif gibi en sık uygulanılan yöntemi doğum kontrol haplarıdır.Kadınlar tarafından kullanılan doğum kontrol hapları 21 gün boyunca her gün kullanılır.geriye kalan 1 haftalık periyotta ise kadınların adet dönemlerine rast gelmektedir.Halk arasında doğum kontrol haplarının yan etkileri (meme kanseri) olduğu çeşitli söylentilerde mevcuttur.Bu konu hakkında doğum kontrol hapının zararları konulu yazımızı okuyabilirsiniz.

Kalp yetmezliği teşhis tedavi yöntemleri

KALP YETMEZLİĞİ TANISI NASIL KONUR?

carpinti Kalp yetmezliği teşhis tedavi yöntemleriÖncelikle hastanın sigara, alkol, ilaç kullanıp kullanmadığı hakkında bilgi alınır ve daha sonra kalp yetmezliğini belirlemede bazı testler yapılır. Bu testler sonucunda kalbin bir kasılmada pompaladığı kan miktarı ve kalple akciğerin vücuda nasıl oksijen sağladığına bakılır. Ayrıca hastaların egzersiz sırasında sarfettiği oksijen miktarını öğrenmek için efor kapasitesine bakılır. Bu da kalp -akciger egzersiz testleri ile sağlanır.

Kişinin günlük yaşam şartlarına göre kalp hastaları şöyle sınıflandırılabilir:

a)”daki kalp hastaları için hiç bir sınırlama yoktur. Fiziksel bir aktivite sonrasında herhangi bir kalp rahatsızlığı belirtisi (çarpıntı, nefes almada güçlük gibi) görülmez.

b)”dekiler için az miktarda kısıtlama vardır. Göğüste ağrı, çarpıntı, nefes darlığı görülebilir. Fakat hasta istirahat halinde hiç bir sorun yaşamaz,

c)”deki kalp hastalarında belirgin bir sınırlama vardır. Hafif bir fiziksel aktivite sırasında bile belirtiler ortaya çıkar,

d)”deki hastalar,hareketi rahat bir şekilde yapamaz. Çok az bir fiziksel aktivite sırasında veya istirahat halinde de belirtiler görülür.

KALP YETMEZLİĞİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Kalp hastalarında doğru beslenme çok önemlidir. Bunun için yemek miktarını azaltmak gerekir. Hastaya sulu besinler önerilir. Çünkü katı besinlerin sindirimi daha uzun sürer ve bu besinler kalbin yükünü artırır. Bu nedenle besinler iyi çiğnenmeli ve gerekenden fazla yemek yemekten kaçınılmalıdır. Yağ ve tuz alımını da önemli miktarda azaltmak gerekir. Tuz, vücutta su tutumunu arttırdığı için vücuttaki şişliğin azalmasını engeller. Eğer tuz az alınırsa idrarla su atımı artar ve böylece şişlik (ödem) azalır. Böylece kalbin yükü azalır.

Tedavinin başarılı olması için hasta mutlaka sigarayı bırakmalıdır. Çünkü sigara kalp kasına oksijen gitmesini engeller ve kas dokusu beslenemez. Kalp yetmezliği olan hastalar dinlenmek zorundadır ve ağır güç gerektiren yorucu işlerden uzak durmaları gerekir. Ama nasıl ki hareketsiz yaşam süren bir insan güç ve kondisyon kaybı yaşıyorsa kalp kası da güç kaybeder. Bunu önlemek için doktor kontrolünde egzersiz programı uygulanmalıdır.

Bir diğer tedavi de ilaçla yapılır. Genellikle digoxin, diüretikler ve ACE inhibitörleri kullanılır. Digoxin sayesinde kalbin kanı pompalama gücü arttırılır. Digoxin kalbin atım düzenine de katkı sağlar. Diüretikler su ve tuzun vücuttan idrar yoluyla atılmasını sağlar ve böylece şişlikler azalır. ACE inhibitörleri damarları gevşetir ve kan akımını sağlar. Böylece fazla kan etkili şekilde pompalanır.
KALP YETMEZLİĞİ OLAN HASTALAR NELER YAPMALIDIR?

Derhal sigara, alkol, madde kullanımını bırakın,
İdeal kilonuzda olmaya çalışın fazla yemekten kaçının,
Şekerinizi ve koleserolünüzü düzenli olarak ölçtürün ve kontrol altında tutmaya çalışın,
Tuz alımını azaltın,
Gerekirse çok yorulmayacak şekilde doktorunuz öneriyorsa spor yapın,
İlaçlarınızı aksatmayın, düzenli olarak kontrole gidin,
Ağrı kesicilerden uzak durun,
Diyetinize dikkat edin,
Kendinizi aşırı yormayın.

Unutmayın ki yaptığınız ve yapacağınız herşey sizin ömrünüzü belirlemede önemlidir. Herşey sizi biraz daha fazla ve kaliteli yaşatabilmek için….

B 12 Vitamini eksikliği

B12 eksikliği uzun süreler tedavi edilmezse ciddi hasarlara neden olabilir. B12 vitamin eksikliğinde sinir hasarı, kansızlık, unutkanlık, depresyon ve yorgunluk gibi sorunlar görülür. Bu hasarların düşük B12 düzeyi erken teşhis edilip ve takviye alımına herhangi bir kalıcı hasar oluşmadan başlandığında engellenmesi mümkündür.

Kırmızı kan hücrelerinin üretimi için B12 vitaminine ihtiyaç vardır. Alınması gerektiği kadar alınmadığı takdirde B12 vitamini eksikliği çarpıntı, nefes darlığı ve bitkinlik gibi sorunlara yol açan bir tür kansızlık problemine yol açar.

B12 vitamin eksikliği hafızanın zayıflamasına neden olur.

El ve ayaklarda görülen uyuşmanın nedeni B12 eksikliği olabilir.

Çocukların zeka düzeylerinde düşüklüğe neden olabildiği gibi B 12 eksikliği aynı zamanda konuşma ve yürüme gibi davranışların daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir.
B12 Eksikliği Belirtileri

Yorgunluk

Çarpıntı

Nefes darlığı

Kilo kaybı

Sinirsel problemler

Unutkanlık

El ve ayaktaki karıncalanma gibi sorunlar b12 vitamin eksikliği belirtileri olarak sayılabilir.

B12 test : Fiziksel belirtilerin yanı sıra B12 eksikliğini anlamak için kandaki b12 vitaminin seviyesi de ölçülür.

B12 Vitamin Eksikliği Neden Oluşur?

-B12 içeren besinlerin yeteri kadar tüketilmemesi

-Yeteri kadar beslenilmesine karşın vücuttaki emilim bozukluğundan dolayı yararlanılamaması.

-Aşırı oranda alkol kullanımı

-Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı B12 eksikliğine yol açan faktörlerdir.
Kimler B 12 Vitamin Eksikliği Riski ile Karşı Karşıyadır?

Vejetaryen beslenenler

Sürekli diyet yapanlar

Yaşlılar

Vitaminin vücut tarafından emilmesini önleyen sorunların bulunması.

B12 Vitamin Eksikliği Tedavisi

B12 tedavisi için B12 vitamin iğnesi ya da B12 vitamin hapı kullanılır. Ayrıca dilaltından alınan çeşidi de vardır.

Fakat korunma tedaviden daha iyidir yani, yaşlılar ve katı vejetaryenler gibi yüksek eksiklik riski altında olanların vitamin düzeylerini kontrol etmeyi göz önünde bulundurmaları ve günlük beslenmelerini sağlık sorunlarına karşı koruyucu olarak B 12 ile takviye etmeleri gerekir.

B12 Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

Kırmızı et, karaciğer, yumurta, süt, peynir ve balık B12 vitamini içeren yiyeceklerdir.

B12 kullanımı – Doğru Dozaj

B12 için dogru miktar ne kadardır? Vücudun sadece küçük miktarda B12 ye gereksinimi vardır. – önerilen B12 normal günlük dozaj 2 ila 3 mcg dir. Vücuttaki eksikliğin ciddiyetine bağlı olarak kullanılabilecek 50 ila 2000 mcg lik B12 takviyeleri mevcuttur. B12 vitamini fazlalığı yan etkiye sebep olur mu? Yüksek dozajlarda bile herhangi bir toksisiste raporlanmamıştır.

Takviye Seçmek

• B12 folik asit, vitamin A, C ve E gibi diğer vitaminlerle beraber, bu vitaminin diğer maddelerle birlikte alındığında vitaminin etkinliğinin artması anlamında sinerjik olarak etkili olur. B12 emilimi için kalsiyum gereklidir.

Günümüzde beslenme bozuklukları son derece yaygın olduğundan, başka vitamin ve besinler de içeren bileşenleri kullanmak anlam kazanır.

• Takviye endüstrisi Birleşik Devletlerde gevşek olarak düzenlenmiştir ve iyi kalitede takviye ürünü bulmak biraz sağlığınızla kumar oynamak gibi olabilir. Bazı ürünler etiketlerinde yazılı aktif maddeleri bile içermezler ve diğerleri bildirilen miktarlardan daha az veya fazla içerebilirler. Daha kötüsü, bazıları sağlığınıza gerçekten zararlı olabilecek maddeler içerir.

Ürünün saflığı ve kalitesini sağlamak için, üretim ve kalite kontrol yöntemlerinin ulaştığı mevcut en yüksek standart olan farmasötik GMP uygunluğunu izleyen üreticiyi tercih edin.

Kalp hastalıkları hamilelikte belirleniyor

Kalp hastalıkları hamilelikte belirleniyor

carpinti Kalp hastalıkları hamilelikte belirleniyorTürkiye’de her 125 bebekten biri doğumsal kalp hastalığı ile doğuyor. Fetal ekokardiyografi adıyla uygulanmaya başlanan ileri ultrason teknikleri ile artık hamileliğin başında bu tür rahatsızlıklar tespit edilebiliyor.
Doğumsal kalp hastalığı bebek ölümlerinde ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye’de yeni uygulanmaya başlanan fetal ekokardiyografi tekniği, bu tür hastalıkların anne karnındayken tespit edilmesine yardımcı oluyor..Anatolia İleri Düzey Ultrasnografi Uzmanı Doç. Dr. Melih Atahan Güven, “Yaklaşık 4.5-5 ay döneminde yarım saat süren bir ultrason boyunca kalp anomalisine ilişkin ultrason yaptığında bebekte kalp rahatsızlığı olup olmadığını tespit edebiliyoruz. Gebelik döneminde aileler psikolojik açıdan kendilerini hazırlıyorlar, eğer erken dönemde saptanabilirse bebeğin belki terminasonu yani sonlandırılmasına gidilebiliyor” dedi.

Doç. Dr. Melih Güven sistem sayesinde doğum sonrasında oluşan bebek ölümlerinin önüne geçilebileceğini, bebekte zeka geriliğine yol açan kromozom hastalığının da tespit edilebildiğini belirtti. “Dolayısıyla biz bunları anne karnında önce teşhis edersek, doğar doğmaz gerekli müdahaleleri yaparak bebeğin yaşamasını sağlayabiliriz. Doğumdan sonra bir şey yapacak durumda olmayacağımız için bunu anne karnında ve 4, 4,5 ya da 5 aylık dönemde öğrenmek çok büyük önem taşıyor” diye ekledi.

Bebeklerde nefes kesilmesi

cocukuyku Bebeklerde nefes kesilmesiBebeklerinin rahat nefes alıp verememesi aileleri sürekli endişelendiren ve sürekli bebeklerini gözetim altında tutmalarına neden olan bir problem. Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Ünal, bebeklerde rahat nefes alıp vermeyi etkileyen başlıca üç önemli neden olduğunu belirtiyor: Laringomalazi, doğuştan burun deliğinin kapalı olması ve doğuştan nefes borusu darlıkları.

Bebekler rahat nefes alıp verdiklerinde rahat uyuyor. Ancak bebeğin nefes alma sorunu varsa rahat nefes alacağı bir pozisyon alarak uyuyabiliyor. Ya başını geriye doğru atıyor, ya da kaburgalarının içeri çökmesine neden olan bir durumda uyuyabiliyor. Bu durumda nefes alıp verirken bir ötme sesi, ıslık sesi geliyor. Morarıyor. Bebeklerdeki nefes alma sıkıntılarının değişkenlik gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Ömer Faruk Ünal, bebek yemek yerken de sorun olabileceğini, yemeğin gırtlağına kaçarak nefesini tıkayabileceğini, bebeğin efor sarf etmesi halinde de solunum sıkıntısının ortaya çıkabileceğini söylüyor.

Prof. Dr. Ömer Faruk Ünal, bebeklerde soluk alma sorunlarını şu şekilde sıralıyor:

• Laringomalazi: Nefes yolunun başındaki gırtlak denilen bölgenin gelişmemesi sonucunda oluşuyor. Morarmalar, nefes darlıkları görülebiliyor ve bebeklerde sık rastlanıyor. Çoğu zaman büyüyünce geçer deniliyor ağır formlarında çocuğun ölümüne neden olabiliyor. okumaya devam et.. »

Sık görülen Kanser türleri ve Tanı Teşhis yöntemleri

EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ, İLGİLİ TARAMA ve TANI YÖNTEMLERİ

kanser Sık görülen Kanser türleri ve Tanı Teşhis yöntemleriBilindiği üzere kanser en önemli sağlık sorunlarından biridir. Tıp alanında meydana gelen önemli ilerlemelere rağmen kanser önemini halen korumaktadır. Kansere karşı verilen bu güç mücadelede erken tanı çok önemlidir. İnsanlarda herhangi bir belirti oluşmadan kanserin araştırılmasına tarama denilmektedir. Erken teşhis imkanı sağladıkları için tarama yöntemleri kansere karşı mücadelede en önemli kozlarımızdandır.

Kadınlarda en sık görülen kanser türleri meme, akciğer, kolorektal, rahim ve deri kanserleridir. Erkeklerde ise en sık görülen kanser türleri prostat, akciğer, kolorektal, mesane ve deri kanserleridir. 2006 yılında ABD’de ortaya çıkan yeni vaka sayıları şu şekildedir; Kadınlarda: meme kanseri (212920), akciğer kanseri (81770), kolorektal kanser (75810), rahim kanseri (50910), deri kanseri (30420). Erkeklerde; prostat kanseri (234460), akciğer kanseri (92700), kolorektal kanseri (72800), mesane kanseri (44690), deri kanseri ( 38360). En sık görülen bu kanser türleri için kullanılan başlıca kanser tarama yöntemleri ise şunlardır:

Meme Kanseri: okumaya devam et.. »